zee is writin..

kusuyorum

Temmuz25

a feast by vertebra1 239x300 kusuyorum

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

yoruldum …
salakça insani duygulara sahip olmaktan yoruldum.
sinirli olmaktan yoruldum.
size sinirlendiğime sinirlenmek yordu beni.

bıktım artık.

ben konuşurken,sadece ve sadece konuşurken ihtimalleri, alınganlıkla kelimeleri ağzıma tıkayan siz saygısızlardan yoruldum. sizinle sadece “konuşma” eylemini bile gerçekleştiremeyeceksek, söylesenize niye varsınız? niye etrafımdasınız?
yoksa nezaketimi aciziyet mi sandınız? bi zahmet siktirip gidiniz.

“tamam” ya da ” hayır” ları anlayamayacak kadar “birey” likten uzaksanız, söylesenize niye varsınız?

hem bıraksanıza herkes istediğini söylesin,yapsın ya da yapmasın??  öylesi daha da güzel olmaz mı sizce de? efendim,duyamadım.. katılmıyorsunuz bana değil mi,kimse farklı olmamalı sizce çünkü. fabrika malı olmaya bayılırsınız.

zavallılar! içinizi görüyorum sizin içinizi! söylüyorum işte;hala birşey yapmayacak mısınız?

ben yoruldum,öfkeli olmak istemiyorum artık. öfke,sevgi,bağlılık,muhtaçlık,hırs….istemiyorum.

tek kullanımlık duygular,tek  kullanımlık insanlar verin bana.

____

i wont stand in ur way/let ur hatred grow/n she ll scream n she ll shout n she ll pray n she had a name yeah she had a name/ n i wont hold u back/llet ur anger rise/n we ll fly n we ll fall n we ll burn/no one ll recall no one will recall/this s the last time i ll abandon u n this s the last time i ll forget u/i wish i could//..

bu bir yaz hikayesi

Mart30

( okumaya başlamadan önce bana bunu yazdırmak için ilham olan şarkının play button una tıklayın ve maksimum keyfle zevkini çıkarın^^,)

Get the Flash Player to see the wordTube Media Player.

beach2 216x300 bu bir yaz hikayesi

bunu uzun zaman önce yazmak lazımdı.. ama bi kaç kişiye yazarken ne çok keyf aldığımı iyice farkettiğimde bloguma da geçirme vakti gelmiştir dedim… bu bir yaz hikayesi..

<cıx.. sanatsallıkla ilgisi yok bunu sadece çok hoşuma gittiği için yazıyorum..>

lise yazlarından herhangi biri.. farketmez..yazlıktayızdır.. kalkılır, balkonda en alasından bi kahvaltı.. hani masada bahçemisdeki miss gibi kokan domateslerden de olur.. hani çayın tadı bi güsel gelir.. hani  ekmek sıcaktır yazlığın bekçisi, hacı,sıcacık ekmek bırakmıştır kapıya..hani trt fm in o bilindik  telaffuzu kusursuz sesleri açıktır arka planda  her daim..

sonra ev işleri başlar.. bulaşıklar, süpürme, muhtemelen konserve yapımı ve  çamaşırlar.. terasa çıkarsın, deniz görünür, bi selam çakıp çamaşırları bırakırsın yıldıza,karayele ne bileyim belki poyraza..  sonra mayolar,bikiniler,gözlükler,havlular,plaj çantaları.. hem kendin giyinir hem kardeşini giydirirsin. bahçeye oturur çimlerin üzerine arkadaşlarını beklersin.. denize en uzak yazlıkta oturan toplaya toplaya gelir diğerlerini ve  denize  en yakın evde oturan da alındıktan sonra gırgır şamata yürünür kumsala.. kardeşinin elini tutarsın baban sıkı sıkı tembihlemiştir. küçük deniz kestanemsi şeyler girer terlikle ayağının arasına arada onları çıkarır yine yürürsün.. ve denize gelindiğinde ne  arkadaşlar kalır akılda ne kardeş.. ben nasıl soyunup nasıl suya atladığımı bilmem denizi gördüğümde.. kızgın kumlardan serin sulara hani^^, güzel olur güzel… çook güzel.. saatler boyu çıkmam ki… ellerim buruş buruş, akşama dek suyun içinde dal çık,arkadaşlarla yarış, deniz anası gördüğünde nasıl çığlık atıp kaçtığına kendin de gül sonra..
ve eve dönme vakti… çok yakında görüşeceğinize dair söz ver denize..eve gel kumlu ayakları akıt kardeşini yıka bir de o yorgunlukla.. sonra akşam yemeği telaşesi.. anne gelir işten o sırada.. sofra kurulur,denizin yorgunluğuyla ne de güzel yenir o akşam yemeği.. hele ki ızgara günüyse o gün ve sucuksa mevzu bahis tutmayın beni XD sofra kaldırılıp da baba yan komşuya tavlaya gitmiş , anne elindeki kitaba dalmışken işte şimdi tam vaktidir..sevgiliyle buluşma vakti! söz verilmiştir,gidilecektir.
kesik kotun paçalarından püsküller sallanırken sivrisinek kovucu bacaklara,tişörtün kapşonu başa geçirilir soğuktan ve tanıdık gözlerden korunma amaçlı, spor ayakkabılarda ayağa çekilirken, kulakta en sevilen müzikler vardır.. eskiz defteri bi kaç renk boya kalemi alınır ele… gizlice açılır tahta kapı ^^,  hızlı adımlarla kumlara bata çıka yürü şimdi.. işte görünüyo sevgili uzaktan sesini duymak için çıkar şu kulaklıkları kulağından,hiçbir ses onun sesi gibi güzel olamaz ki… kapa gözlerini ve ona doğru yürürken dinle bak o sesi.. dalga sesleri…. sevgili karşıdadır.. deniz ordadır işte seni çağırıyordur…
ve sadece kendime ait anlar çalarım zamandan işte o vakit… sadece bana ait, bana özel.. kimseyle paylaşmadığım..  turuncusuyla sarısı mavisiyle gökyüzü.. turuncu güneş denize batıyor ya sanki… kimseler yok alabildiğine uzanan bomboş kumsal.. ilham o anı kollar hep.. koşa koşa gelir.. çiz,yaz,şarkı söle, ağla,gül… ^^,  evdeki deniz kabuğu kolleksiyonuna bi poşet daha ekle..ama yazlığın genç kızlara hayli düşkün topsakal amcası yürüyüşe çıkar o saatlerde,ona yakalanmadan kaç.. çünkü bu bir sır.. kimse görmemeli. bi deniz şahit, bi altın renkli kumsal, bi de turuncu gökyüzü…

beach1 300x300 bu bir yaz hikayesi

beach3 bu bir yaz hikayesi

gel, aç ve kaç!

Mart6

haykır haykırışlarını zeyneb! en eski aşkın, en son sevincin, en kanayan yaranı.. en dönülmez yolculuğa çık, en uzun şarkıda, en uzun ezgide dinlen… unut! seni kıranlrı değil, kırdıklarını unut, çıkar onları hayatından.

bu gece yalnız ol, yalnızca kendine konuş, yaz… yeni bir sayfa açtığını söyle, kalamayacağını söyle bu gece, evde olmadığını—- kendini kendine sakla herşeyden öte bu gece.

“ben senin kaçmak istediğinde açabileceğin ve sonrasında dünyanın yüzüne çarpıp gidebileceğin bir kapıyım! gel, aç ve kaç… birgün bırakıp gitmek istediğinde herşeyi; kitaplar dolusu rafları, masa üstünde sayfalara meydan okuyan kalemini, duvarlara yapıştırdığın ve unutulmaya yüz tutmuş dipnotlarını;yalnızlık döşeli evini ve belki de kendini ve belki de beni, terketmek istediğinde ardına geçebileceğin bir kapıyım! gel, aç ve kaç!”

kimdi bunu bana diyen? hatırlarsam bırakmamalıyım, aha buraya yazıyorum.