Mart30
( okumaya başlamadan önce bana bunu yazdırmak için ilham olan şarkının play button una tıklayın ve maksimum keyfle zevkini çıkarın^^,)

bunu uzun zaman önce yazmak lazımdı.. ama bi kaç kişiye yazarken ne çok keyf aldığımı iyice farkettiğimde bloguma da geçirme vakti gelmiştir dedim… bu bir yaz hikayesi..
<cıx.. sanatsallıkla ilgisi yok bunu sadece çok hoşuma gittiği için yazıyorum..>
lise yazlarından herhangi biri.. farketmez..yazlıktayızdır.. kalkılır, balkonda en alasından bi kahvaltı.. hani masada bahçemisdeki miss gibi kokan domateslerden de olur.. hani çayın tadı bi güsel gelir.. hani ekmek sıcaktır yazlığın bekçisi, hacı,sıcacık ekmek bırakmıştır kapıya..hani trt fm in o bilindik telaffuzu kusursuz sesleri açıktır arka planda her daim..
sonra ev işleri başlar.. bulaşıklar, süpürme, muhtemelen konserve yapımı ve çamaşırlar.. terasa çıkarsın, deniz görünür, bi selam çakıp çamaşırları bırakırsın yıldıza,karayele ne bileyim belki poyraza.. sonra mayolar,bikiniler,gözlükler,havlular,plaj çantaları.. hem kendin giyinir hem kardeşini giydirirsin. bahçeye oturur çimlerin üzerine arkadaşlarını beklersin.. denize en uzak yazlıkta oturan toplaya toplaya gelir diğerlerini ve denize en yakın evde oturan da alındıktan sonra gırgır şamata yürünür kumsala.. kardeşinin elini tutarsın baban sıkı sıkı tembihlemiştir. küçük deniz kestanemsi şeyler girer terlikle ayağının arasına arada onları çıkarır yine yürürsün.. ve denize gelindiğinde ne arkadaşlar kalır akılda ne kardeş.. ben nasıl soyunup nasıl suya atladığımı bilmem denizi gördüğümde.. kızgın kumlardan serin sulara hani^^, güzel olur güzel… çook güzel.. saatler boyu çıkmam ki… ellerim buruş buruş, akşama dek suyun içinde dal çık,arkadaşlarla yarış, deniz anası gördüğünde nasıl çığlık atıp kaçtığına kendin de gül sonra..
ve eve dönme vakti… çok yakında görüşeceğinize dair söz ver denize..eve gel kumlu ayakları akıt kardeşini yıka bir de o yorgunlukla.. sonra akşam yemeği telaşesi.. anne gelir işten o sırada.. sofra kurulur,denizin yorgunluğuyla ne de güzel yenir o akşam yemeği.. hele ki ızgara günüyse o gün ve sucuksa mevzu bahis tutmayın beni XD sofra kaldırılıp da baba yan komşuya tavlaya gitmiş , anne elindeki kitaba dalmışken işte şimdi tam vaktidir..sevgiliyle buluşma vakti! söz verilmiştir,gidilecektir.
kesik kotun paçalarından püsküller sallanırken sivrisinek kovucu bacaklara,tişörtün kapşonu başa geçirilir soğuktan ve tanıdık gözlerden korunma amaçlı, spor ayakkabılarda ayağa çekilirken, kulakta en sevilen müzikler vardır.. eskiz defteri bi kaç renk boya kalemi alınır ele… gizlice açılır tahta kapı ^^, hızlı adımlarla kumlara bata çıka yürü şimdi.. işte görünüyo sevgili uzaktan sesini duymak için çıkar şu kulaklıkları kulağından,hiçbir ses onun sesi gibi güzel olamaz ki… kapa gözlerini ve ona doğru yürürken dinle bak o sesi.. dalga sesleri…. sevgili karşıdadır.. deniz ordadır işte seni çağırıyordur…
ve sadece kendime ait anlar çalarım zamandan işte o vakit… sadece bana ait, bana özel.. kimseyle paylaşmadığım.. turuncusuyla sarısı mavisiyle gökyüzü.. turuncu güneş denize batıyor ya sanki… kimseler yok alabildiğine uzanan bomboş kumsal.. ilham o anı kollar hep.. koşa koşa gelir.. çiz,yaz,şarkı söle, ağla,gül… ^^, evdeki deniz kabuğu kolleksiyonuna bi poşet daha ekle..ama yazlığın genç kızlara hayli düşkün topsakal amcası yürüyüşe çıkar o saatlerde,ona yakalanmadan kaç.. çünkü bu bir sır.. kimse görmemeli. bi deniz şahit, bi altın renkli kumsal, bi de turuncu gökyüzü…


Son Yorumlar